[VAZGEÇ]

[VAZGEÇ]

REKLAM

Sıkça Sorulan Sorular

Sıkça Sorulan Sorularda Ara
REKLAM

T.T.K (Türkiye Taş Kömürü Kurumu) Hakkında     << Geri Dön


Türkiye Taşkömürü Kurumu, 1983 yılında 96 sayılı kanun hükmünde kararname (khk) ile beraber kuruldu. Fakat kurumun tarihi daha da eskilere dayanır. Kurumun amacı taşkömürü madenciliğidir. Kuruma bağlı 5 adet kuruluş vardır. Bunlar Armutçuk taşkömürü işletme kuruluşu, Kozlu taşkömürü işletme kuruluşu, Üzülmez taşkömürü işletme kuruluşu, Karadon taşkömürü işletme kuruluşu, Amasra taşkömürü işletme kuruluşudur.

Havza Tarihi

Çağımız günlük yaşamının ve iş hayatının vazgeçilmez unsuru, uygarlık ve gelişmişlik göstergesi Elektrik enerjisi; dünyada ilk kez 1878 yılında günlük hayatta kullanılmaya başlanır. İlk elektrik santralı ise, 1882'de Londra'da hizmete girer.
1902 yılında Tarsus'ta kurulan 120 HP gücünde hidroelektrik santralının, Anadolu'nun ilk elektrik santralı olduğu bilinir.

Elektrik enerjisi sektöründe yapılan ilk çalışma, 10 Haziran 1910 tarihinde çıkarılan "Menafi Umumiye Müteallik İmtiyaz" ile başlar. Bu imtiyaz sonucu, ilk olarak İstanbul'da elektik enerjisi üretimi ve dağıtımı hizmetlerini gerçekleştirmek için Macar Ganz Anonim Şirketi, Banque de Bruxelles ve Banque Generale de Credit tarafından ortaklaşa kurulan Osmanlı Anonim Elektrik Şirketi görevlendirilir. Bu şirkete 1 Ekim 1910 tarihinde 50 yıllık çalışma yetkisi verilir. (Bu imtiyazlı şirket 1 Temmuz 1938 tarihinde satın alınarak devletleştirilir.)
Osmanlı Anonim Elektrik Şirketinin kurulmasından sonra, İstanbul'un elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla, taşkömürü ile çalışması planlanan ilk Termik Santral Silahtarağa; 1914 yılı Şubat ayında, -savaş öncesinde- üretime başlar ve 1950'lere kadar İstanbul'un tek elektrik santralı olarak çalışır.
       
4 milyon kilowatt-saat (kWh) elektrik üretimi ile Taşkömürü Havzanın ilk ve Türkiye'nin ikinci termik elektrik santralı, 1924 yılında Kozlu'da Sarıcazadelere ait 17 ocaklarında, Türk Kömür Madenleri AŞ adlı İtalyan şirketi tarafından, maden ocaklarının ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulur.
       
Türkiye'nin ikinci büyük kapasitedeki, üçüncü termik santralı, İzmir ilinin ihtiyacını karşılamak amacıyla 1928 yılında Alsancak semtinde kurulan 5 Megawatt (MW) gücündeki santraldır..

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planının (1933-1937) uygulamaya konmasıyla; 14 Haziran 1935 tarihinde; 2804 sayılı MTA ve 2805 sayılı kanunla da Etibank kurulmuştur. Bu yasalarda, Etibank'ın Madencilik, enerji üretimi ve dağıtımı alanlarında faaliyet göstermesi öngörülür.14 Haziran 1935 tarih ve 2819 sayılı kanunla ülkenin elektrik enerjisine yönelik potansiyelinin saptanması amacıyla da Elektrik İşleri Etüt İdaresi (E.İ.E.İ) kurulmuş olup, yasa 24 Haziran 1935'de yürürlüğe girmiştir. Birbirleriyle yakın işbirliği halinde çalışmaları programlanan bu üç temel devlet kuruluşu birlikte faaliyete geçirilmiştir. Enerji sektöründeki dağınıklığın giderilmesi amacıyla önemli adımlar atılmıştır. 1935 yılında kurulu güç 26.2 MW, üretim 213 milyon kWh, kişi başına tüketim 28 kWh/kişi olup, elektrik enerjisi verilmiş il merkezi sayısı ise 43 tür. Bu yıllarda 4 termik, 11 hidroelektrik, 4 lokomobil (harman makinelerini çalıştırmak için tarımda kullanılan, buharlı makine), 3 emme gaz, 28 dizel olmak üzere toplam 50 santral aracılığı ile elektrik enerjisi üretilmektedir. 1953 yılında 970 Milyon kWh olan elektrik üretimi, 1968 yılında 7 milyar kWh olur. 2001 yılı sonu itibariyle; kurulu güç 28.318,5 MW olmuş, % 60 'ı termik santrallarda gerçekleşen elektrik üretimi 123 milyar kWh'e ulaşmıştır. Artan nüfusa rağmen elektrik enerjisi tüketimi, 2000 kWh/kişi'yi bulmuştur.
       
İtalyanlar tarafından, kurulan santralın ardından aynı amaçla, İş Bankası madencilik kuruluşu olan Kömüriş'in (Fransız sermayeli Ereğli Şirketi ortaklığı ile) İncirharmanı Ocaklarında, 1928'de Kömüriş Termik Santralı kurulmuştur. Her iki santral ile aşağıdaki çizelgede özellikleri belirtilen diğer santrallar Çates'in üretime geçtiği 1948 yılına kadar Zonguldak çevresi ile maden ocaklarının elektrik, Türkiye'nin de kömür ihtiyacını karşılamışlardır.
Zonguldak Kömür Havzasında Zonguldak ilinin merkez ilçesine bağlı ve il merkezinin 17 km. doğusunda bulunan Çatalağızı'nda (Işıkveren), kömür tozlarından yararlanacak biçimde bir termik elektrik santralı yapılması 1938 yılında kararlaştırılmıştır. 1940 Yılında bir İngiliz firması ile anlaşma yapılmıştır. Ancak İkinci Dünya Savaşı nedeniyle, santralın inşaatı gecikmeli olarak (Etibank Yönetim Kurulunun 26 Nisan 1946 tarih ve 519/ 5 sayılı kararı ile) "English Electric" firmasına ihale edilmiştir.


ÇATES'in kurulmasında, elektrik enerjisi üretmenin yanı sıra, EKİ'nin piyasaya arz edilmeyen ticari değeri düşük ve başka yerlerde kullanılmayan mikst, şlam gibi yüksek küllü ara ürünlerin değerlendirilmesi amaçlanır. Santralın inşaatına 10 Temmuz 1946 tarihinde başlanır ve yapıldığı yıllarda Türkiye'nin 2. büyük termik santralıdır.
       
Metropolitan-Vickers, Babcock and Wiskot ve Holloway Bros İngiliz firmaları tarafından yapılan ÇATES santralı, 27 Kasım 1948 tarihinde 3 grup ve toplam 64.500 kWh kapasiteyle işletmeye açılmıştır. İlk santral müdürü ve aynı zamanda Etibank Genel Müdür Yardımcısı Salim EKER' dır. ÇATES'te çalışan işçiler de maden işçileri gibi Amelebirliği kapsamına alınarak, sosyal güvenceye kavuşmuşlardır. Duyulan enerji ihtiyacı üzerine, 21.500 kWh 3 grupla, aynı firmalar tarafından genişletilerek, yeni guruplardan birinci grup 15 Eylül 1955'te işletmeye alınırken santralın tamamı 3 Mart 1956'da hizmete sokulmuştur. 1950 yılında 95, 1951 yılında 101, 1952 yılında 149 ve 1953 yılında da 307 milyon kWh elektrik üretmiştir. O yıllarda yapılan yatırımlardan sonra yılık enerji üretimi 600 milyon kWh'e yükselmiştir.
       
Çatalağzı elektrik Santralı; Etibank İdare Meclisinin 22 Nisan 1949 tarih ve 802/12 sayılı kararına göre, EKİ Müessesesine devredilmiş; Müdürü İhsan MOCAN, EKİ'nin gurup müdürü yapılmıştır. Marshall yardımından da faydalanılarak, 288 km.lik Marmara Bölgesi enerji nakil hattı tamamlanıp, Ereğli, İzmit ve Ümraniye trafoları kurulmuş ve 22.10.1952 tarihinde bütün bu tesisler işletmeye açılmıştır.
       
27.10.1952 tarih ve 1087/1 İdare Meclisi kararı gereği, 1 Ocak 1953 tarihinden itibaren "Çatalağzı Elektrik İstihsal ve Tevzi Müessesesi" adı ile bağımsız bir işletme haline getirilmiştir.
Çatalağzı Elektrik İstihsal ve Tevzi Müessesesi, 1.11.1956 tarihinden itibaren faaliyete geçen Kuzey Batı Anadolu Elektrik İstihsal ve Tevzi Müessesesine devredilmiştir.
       
Türkiye'nin öncü ve örnek kuruluşu ÇATES'te üretilen ve enerji nakil hatlarıyla iletilen elektrik enerjisiyle; İstanbul, Kocaeli ve Sakarya başta olmak üzere, ülkemizde endüstrileşme tohumlarının atıldığı -bugün de ekonomimizin itici gücü olan- Marmara Bölgesinin o zamanki ihtiyacı karşılanmıştır.Etibank, DSİ ve İller Bankası elinde bulunan santrallar ve elektrik iletim şebekeleri, 1970 yılında 1312 sayılı yasa ile kurulan Türkiye Elektrik Kurumuna (TEK) devredilir. ÇATES, 1985'te işletmeye açılan Çatalağzı B santralı ile birlikte 2X150 MW gücünde olan iki birimden oluşmaktadır. Santralın ana yakıtı taşkömürü filitrasyon ürünü, yardımcı yakıt fuel-oil, motorindir.
Çatalağzı Termik Santralına kömür TTK Genel Müdürlüğü'nün Zonguldak ve Çatalağzı Filitrasyon tesislerinden temin edilmektedir. Kömür Çatalağzı lavvarından bant yoluyla, Zonguldak lavvarından ise TCDD vagonları ile santrala ulaştırılmaktadır. Santralın günlük ortalama kömür ihtiyacı iki ünite için toplam 5000-5500 ton/gün olup, yıllık ihtiyaç yaklaşık 1.700.000 ton/yıl (2.100.000.000 kWh üretim için)'dır. Santralın kömür stok sahası kapasitesi 170.000 tondur.
Bugün ülkemiz enerji tüketiminin %2'sini karşılayan, 2x150 MW'lık kurulu gücü ve yılda 2.2 milyar kWh elektrik enerjisi üretimiyle termik santrallar arasında ilk sırada bulunan ÇATES'in yakıt ihtiyacının tamamına yakını TTK tarafından karşılanmaktadır.
       
Zonguldak Limanına uzaklığı 11 km olan santralın Karadeniz kıyısında batı tarafı 262 m, doğu tarafı 682 m uzunlukta "Işıkveren limanı" mevcuttur.

SAVAŞ VE KÖMÜR

Üçlü İttifak (Almanya, Avusturya-Macaristan ve-1915'e kadar- İtalya) ile Üçlü İtilaf (Fransa, Büyük Britanya ve Rusya) blokları tarafından sürdürülen silahlanma yarışı, Avrupa'da, Balkan Savaşları (1912-1913) sonrasında en küçük bir kıvılcımın silahlı çatışmaya dönüşebileceği bir gerginlik ortamı yaratmıştı. Saraybosna kentini ziyaret etmekte olan Avusturya tahtının veliahtı Arşidük Franz Ferdinand ve eşi Hohenburg Düşesinin 28 Haziran 1914'te, 19 yaşında bir öğrenci olan Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip tarafından öldürülmesi I.Dünya savaşının "su yüzüne çıkmış belirtisi" oldu. Avusturya-Macaristan 28 Temmuzda Sırbistan'a savaş ilan etti. Bunun üzerine ittifaklar sistemi işlemeye başladı.2 Ağustos 1914'de Osmanlı - Alman ittifakı imzalandı. Bu bağlaşmanın ardından 3 Ağustos 1914'te seferberlik ilan eden Osmanlı Devleti, "Üçlü İttifak" yanında savaşa taraf oldu.Tarihçiler, Alman Donanmasına bağlı Goeben (Yavuz) ve Breslau (Midilli) zırhlıları Akdeniz'de İngiliz savaş gemilerinden kaçarken Çanakkale Boğazından geçerek İstanbul'a sığındıklarını yazarlar. Osmanlı Donanmasının hizmetine giren Alman amiral Souchon komutasındaki bu iki gemi bir manevra gerekçesiyle Karadeniz'e açılır. Yavuz zırhlısının 27 Ekim 1914'te Sivastopol, ardından 30 Ekim 1914'de Odesa limanlarını topa tutması üzerine, İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, ABD, Yunanistan ve -1917'e kadar- Rusya) Osmanlı Devletine savaş ilan eder.
      
6 Kasım 1914'te Giresun'dan 3000 neferli 89. alay Trabzon'a nakledilirken Rus kruvazörünün Zonguldak limanını top atışı ile bombaladığı haberi alınır. (limandan kömür yüklenmesini engelliyecek ölçüde hasar olmamıştır.) Bunun üzerine Yavuz zırhlısı İstanbul'dan hareket ederek Ereğli civarına gelir. Rus donanmasını göremeyince İstanbul Boğazını korumak üzere geri döner . Bu olaylar nedeniyle 7 Kasımda Midilli zırhlısı da Rus'ların Poti Limanını bombalar.
Osmanlı Devleti'nin Bayındırlık Bakanı Hallaçyan Efendi ve devletin bazı ileri gelen efendileri, "Devlet ticaret yapmaz ve yapmamalıdır" tezini ileri sürerek denizyolları ve madenlerde yabancı şirketlere imtiyaz verilmesini sağlıyorlardı. 1911-1914 tarihleri arasında, üretim faaliyetinde bulunan birçok işletmecinin yanı sıra Bender-Ereğli Birleşik Kömür İşletmeleri A.Ş, Ereğli Şirketi, Maadin Osmanlı A.Ş ve Kozlu Kömür Madenleri Osmanlı A.Ş. gibi madencilik şirketlerinin hisse senetleri İstanbul borsasında işlem görmekteydi.
       
I. Dünya savaşı öncesinde, devletin ihtiyacı olan kömürün bir bölümü İngiltere'den ithal ediliyordu. 1913'te İngiltere'nin kömür ihracatı 10.750.319 ton/yıl olup, bunun 416.148 tonu Osmanlı Devleti tarafından ithal edilmişti.(M.4) 1912'de devlete, belirlenen fiyat üzerinden kömür verme zorunluluğu kaldırılmış olmasına rağmen havzanın taşkömürü üretimi 1913'de 889.153 tondan 1914'de 674.748 tona düşmüştü.
       
Donanmaya bağlı savaş gemileri, Şirket-i Hayriye ve İdare-i Mahsusa'ya ait yolcu ve yük gemileri, buhar makinesi ile çalışan askeri ve özel fabrikalar, demiryolları ve Silahtarağa Elektrik Santralının taşkömürü gereksiniminin önemli bir bölümü Zonguldak'tan sağlanmaktaydı. (M.7)
Savaş boyunca Osmanlı başkenti İstanbul'un hatta Goeben ve Breslau zırhlılarının kömür gereksiniminim tamamının Zonguldak'tan karşılanması zorunluydu. Bu zorunluluğa rağmen üretim ve ulaşım alanında büyük sıkıntılar yaşandı. Bu sıkıntıların başında Zonguldak'tan İstanbul'a kömür taşıyan çok sayıda geminin batırıldığı gelir.
       
İstanbul'un elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla, Taşkömürü ile çalışması planlanan İlk Termik Elektrik Santralı Silahtarağa; Macar Ganz Anonim Şirketi, Banque de Bruxelles ve Banque Generale de Credit tarafından ortaklaşa kuruldu. Silahtarağa Elektrik Santralı 1914 yılı Şubat ayında, savaş öncesinde üretime başladı.

I.Dünya Savaşında Osmanlı-Alman yakınlaşması nedeniyle havza Almanların rahatça hareket edebildikleri bir bölge haline gelir. Birçok şirketlerin Aksiyonları (hisse senetleri) Alman sermayedarların eline geçer. Taşkömürü havzası, "Harp Kömür Merkezi" adı ile kurulan komisyon tarafından yönetilmeye başlanmış, Harp Kömür Merkezi'nin idaresi Langue isimli bir Alman miralayına ve Alman Komisyon üyelerine teslim edilmiştir.
Savaş nedeniyle; deniz ve demiryolundan ithal kömür sağlanmaz hale gelmesinin yanı sıra buhar kömürüne olan gereksinim arttı. Buna karşılık üretim giderek düştü. Zonguldak'tan -tek ulaşım aracı- denizyolu ile kömür sağlamada sıkıntılar yaşanmaya başladı. Aylık kömür tüketimi 1000 - 1500 ton olan Şirket-i Hayriye giderek çalışan vapur ve sefer sayısını azaltmak zorunda kaldı.İstanbul'da Karadeniz kıyısı…Vagonlara kömür yüklenmesi (1916) Kilyos'tan Terkos Gölü'ne kadar uzanan Ağaçlı linyit havzasının varlığı 1909'dan itibaren bilinmekteydi. Taşkömürü üretimini ve dağıtımını denetim altına alan Almanların yaptığı inceleme sonunda, Ağaçlı linyit kömürünün, Zonguldak kömürü ile üçte bir oranında karıştırılarak kullanılabileceğinin anlaşılması, kömür sıkıntısının çözüm yolu olarak görülür.
       
Ağaçlı'dan üretilecek kömürün demiryolu ile Haliç'e taşınmasına karar verilerek; "Kağıthane'den Ağaçlı linyit ocaklarına ulaşan 45 km.lik dekovil hattı yapımına 1914 yılı sonunda başlanmış, Şimendifer Alayı ve 3.Çorlu Amele Taburu'nun Çalışmalarıyla Temmuz 1915'de demiryolu işletmeye açılmıştır. Kemerburgaz - Çiftalan dekovil hattı bölümünün yapımına ise 30 Haziran 1916'da başlanmış, Muhabere ve Muvassala Müfettiş-i Umumiliği ile 3.Çorlu Amele Taburu'nun çalışmalarıyla 26 Aralık 1916'da bitirilmiştir."
       
Dekovil hattı; Haliç'in sonundaki Silahtarağa'dan başlayarak Kağıthane Deresi'ni izliyor ve Kemerburgaz'a ulaşıyordu. Kemerburgaz'dan itibaren iki kola ayrılıyor,batı kolu Kağıthane Deresi'ni izlemeye devam ediyor Ağaçlı linyit ocaklarına ulaşıyor, doğu kolu ise Çiftalan'da Karadeniz kıyısına ulaşıyordu.
       
Ağaçlı ve Çiftalan'daki kömür ocakları 1916'dan itibaren Askeri makamlar tarafından işletilmiş, yeraltı işletmeciliği ile günlük üretim 800 tona kadar çıkarılmıştır. Mondros Mütarekesi'nin (30 Ekim 1918) ardından üretim giderek azalmış ve daha sonra da bütünüyle durdurulmuştur.
Zonguldak kömürlerinin İstanbul'a denizyolu ile taşınmasındaki sıkıntılar savaş boyunca devam eder. Zonguldak'tan İstanbul'a kömür getirmek üzere tahsis edilmiş Şirket-i Hayriye'nin vapurlarından biri olan buharlı, yandan çarklı, 37 baca numaralı "İhsan", 24 Mart 1916'da Zonguldak açıklarında peşinde sekiz yelkenli tekneyi çekerken Morz adlı Rus denizatlısı tarafından torpillendi. İhsan, Hasköy'de iyi kötü onarıldıysa da ancak kömür gemisi olarak kullanılabildi.
Taşkömürü Havzası için önemli olaylardan biri de; 1953 yılına kadar, Zonguldak'tan Karaburun'a gemi ile taşınan kömürün, Karaburun'dan 7 km.lik ayrı bir dekovil hattı ile Terkos Pompa İstasyonuna getirildiği ve bu tesisin çalıştırılmasında kullanıldığıdır.
       
Kısacası Dersaadet'in elektriği, deniz ve demiryolu ulaşımının yanı sıra su temini için gerekli kömürün büyük bir bölümü, en kötü/uzun yıllar boyunca "Emeğin Başkentindeki Savaşımla" sağlanır.
 



İlgili Sorular